Öz
Öz Bana numara yapma Orada seni görüyorum, Saklanmışsın ne biçim Kokunu hissediyorum. Kaç bakalım kaçabildiğince Ört bakalım perdelerini, saklan, Ben yine seni tanırım Nerden biliyor musun? Kendimden
Öz Bana numara yapma Orada seni görüyorum, Saklanmışsın ne biçim Kokunu hissediyorum. Kaç bakalım kaçabildiğince Ört bakalım perdelerini, saklan, Ben yine seni tanırım Nerden biliyor musun? Kendimden
Özlem Bana öyle bakma Beni tanımadın mı? Beni sen, ite kaka Büyütüp bana bakmadın mı? Ne olur hatırlasana, Bu öfkenle, kıskançlığınla, Bu sinirle, bu dayakla, Yani bu kadar aşkla Beni sen yaratmadın mı? Bana yabancıymışım gibi bakma Bak benim, yani Senin sevgilin, Yani senim. Bak ne olur bir kez daha Taa göz bebeğimin içine.…
Hasret Her şeyden daha güzel Senin bana verdiğin, Ben yalnız, bir tek sana hamd ederim. Beni benden öyle bir aldın ki Senin gönlünde, ben Yine yalnız sana niyaz ederim. Hiçbir şeye değişmem Hiçbir hale dönüşmem Her şeyle bir olsam da Ben hep seni isterim. Leyla, Leyla diyerek Mevla’yı bulsam da Her zerre ile buluşup…
Melamet hırkası Rüzgarın önündeki yaprak gibi Hem sallanır, hem döneriz, Hakkın her haline Canı gönülden boyun eğeriz. Sıfatımız yoktur bizim, Hem her sıfat her halimiz, Bu melamet hırkasını Hemen giyeriz. Giysimiz yoktur bizim, Hak çıplak, üryan etmiş, Örtümüz odur bizim Her renkte bir renk var etmiş. Zevkimiz yoktur bizim, Meğer onun aşkından başka, Dönen…
Hoşgeldin Hoş geldin bu şehre Bu vücuda hoş geldin Her yerimi kapladın Sultanım sen hoşgeldin. Bu sihirli değnekle Dokundun vücuduma O an uyandı her şey Kavuştu maşukuna. Beklediğim güneşim Alemlerdeki tek eşim Neşem, umudum, Ahmedim Muhammed’im hoşgeldin. Ne kadar uzun zamandır, Bekliyorum ben seni Nasıl inan, hasretle gelişini Tam ümidimi kestiğim anda Hoşgeldin, kıymetlim…
Niyaz Sen gittiğin günden beri Bende hiç hal kalmadı Aşk gibi görünen idraklarım İnan beni hiç sarmadı. Fiillerde, sıfatlarda Sensin tüm zatlarda Leylalarda, Mecnunlarda Hiç takatim kalmadı. Bu gönül ister Muhammed’ini Yalvaracak söz kalmadı Yalvarsam da gelmezsin biliyorum Dilenecek aşk kalmadı. Soğuk bir el gibi gönlümü Yalnızlık kavramış, tutuyor Onu ısıtacak ateşim, Arzum inan hiç…
Güller, güneşler Güllerin kokusunu Artık hissetmeye başladım, Gülleri güneşimle Birbirine bağladım. Sular şırıl şırıl, Akmaya koyuldu içimde Hepsini bir yol edip Kabe’ye odakladım. Ateşim nur oldu Kor idi beyzalandı, Yazılan tüm yazıları Silip defterimde topladım. Her hissim gül Her fikrim amber oldu, Yaşadığım her aşkımı Bir gönülde sakladım. Örümcekten fulyaya Sonra güle uzandım, Ben…
Aşk Bütün güzellikler yok olur gözümde, Sendeki aşka ermeyince, Bir yudum su versen pirim Hepsi parlar özümde. Ne güneş, ne ay, ne de bulutlar kar eder, Senin nazarına varmayınca. Bir kere baksan sultanım Her şey nur olur bedenimde. Ne gördüklerim, ne gezdiklerim, ne de bildiklerim para eder, Senin ilminde yok olmayınca. Bir sözün yeter efendim…
Durgunluk Hücreler sustu Yapraklar sustu Hiçbir şey konuşmuyor sanki Hiçbir şey susmuşta değil. Nedir bu hal? Aşk yok Aşksız da değil. Varlık yok Varlıksız değil. Söz yok, kelam yok, Sözsüz de değil. Duygular, hücreler, düşünceler Hepsi yok ama Hiçbir şey onlarsız da değil. Sanki konuşsam da olur Konuşmasam da Durgunluk hali bu, ama Cansız…
Sen Sen her şeysin Bense hiç. Aşk sende, Meşk sende, İlim sende, Sen ben değilsin besbelli Ama ben seninim, değil mi?