Şaşar Dururum

ŞAŞAR DURURUM Ne kadar uzağa sürdün ki beni Aklımda maziden bir iz kalmamış Sadece gönlümde bir yara kanar Ezelden beridir hiç kapanmamış Kulağına çalınır bazı haberler Sanki senden gibi gelirler bana Dinlerim özlemle acep ne derler Hepsi de yabancı benimle sana Kimine zulmetten, kimine nurdan Perdeler koymuştun bütün gözlere Yokluğa üfleyip sonradan sur’dan Aşkı akıtmışsın…

Yok Sözümüz

 YOK SÖZÜMÜZ Ne olduğunu aramayan dertsizlere, yok sözümüz Aşk ateşi dokunmamış kalpsizlere, yok sözümüz Hitabımız hak yolunu sorup duran garibedir Bakıp yalnız kendin gören gözsüzlere yok sözümüz Ey talip! Sen, ömrün boyu bal bal diye hep zikretsen Bir kez dile çalmayınca, balın tadı alınır mı? Erişip hazik hekime ilacını sormaz isen Gece,  gündüz ağlamakta yaraların…

Rahmetine Sığınırım

RAHMETİNE  SIĞINIRIM      Yâ ilâhi huzurunda boynum büküktür Biliyorum, tüm işlerim çünkü çürüktür Günahlarım yere göğe sığmaz, büyüktür Rahmetine sığınırım başka ümit yoktur Nimetinin kadrin bilip şükr etmedim Ceza verip ikaz ettin fikir etmedim Adın anıp biraz bile zikir etmedim Rahmetine sığınırım başka ümit yoktur Ezelde söz verdim amma bir kez tutmadım KURAN ile hatırlatın heyhat…

Akrostiş

AKROSTİŞ “Lâ ilahe illa Allah” söyle ki her nefeste Açılır belki zulmet, ihsan’ı Hüda ile İşitir kulakların, dinle ki her nefeste La ilahe illa Allah diyorlar taşlar bile Allah’ı tevhid etmek işlerin en üstünü Hallerin en güzeli “benlik”siz olmak ere Ezelde hüküm budur, yıkmalı nefs büstünü İlâhi ihsan ile yükselmeli göklere Lakin bu yalnız olmaz,…

Bıkmış Bizim Gönlümüz

BIKMIŞ BİZİM GÖNLÜMÜZ Halkla ülfet eylemekten bıkmış bizim gönlümüz Mevla aşkı viran etmiş, yıkmış bizim gönlümüz Kıyametler kopsun varsın gam çekmeyiz bize ne Hem dünyadan hem ukbadan çıkmış bizim gönlümüz Bir deryaya dalmışız ki orda sen bulunmaz Yok var olup, var yok olup fakat neden bulunmaz Ahad’dır hep, o ummanda gelen, giden bulunmaz Sâfi olup,…

Ara Bul Gönül

 ARA BUL GÖNÜL   Ferhad gibi nefs dağını delmeli aşık Zikrullahla şirin ruha ermeli aşık Ol makamdan KEVSER içip gelmeli aşık Sen de çalış maksudunu ara, bul gönül Mecnun olup gece gündüz çağır LEYLA’nı Şu çöllerde gözyaşınla sula sevdanı Kaçırmayıp elde varken fırsat cananı Kır putları mabudunu ara,  bul gönül Sana senden yakındır ol canan…

Alıştır Dilini

 ALIŞTIR DİLİNİ Alıştır dilini ALLAH sözüne Ola ki zindandan azad olursun Ol gani dönerde bakar yüzüne Kavuşur cennete dilşâd olursun Kalplerin pasını siler Zikrullah İlahi sevgiyi biler Zikrullah Huzuru cananı diler Zikrullah Erişir maksuda abad olursun Kapılıp gidersen fani dünyada Uyuyup dalarsan şimdi rüyaya Akıbet dönünce ol kibriyaya Pişmanlık kar etmez berbad olursun Uyanıp gafletten…

Verdi Bize

VERDİ BİZE   İhsan edip Zat-ı Mutlak, zamanı verdi bize Nöbet sende buyruğuyla mekanı verdi bize Her ne varsa şu alemde AMENNA der gönlümüz Çok şükür ki  KÛN emrile fermanı verdi bize Genişletip sadrımızı, meydanı verdi bize Yeri, göğü savuracak harmanı verdi bize Hem celâlin, hem cemâlin perdesin açıp cana ZAT-I  HAKKI fehmedecek irfanı verdi…

Ne olur

 NE OLUR   Görse aşık cemalini Akıl almaz o halini Tatsa gönül visalini Ne olur cana ne olur? Hayretinden susar diller Hani kollar, hani eller Nerelerde o güzeller Hepsi ölür fena bulur Ne bağ kalır, ne de bostan Ne gül kalır, ne gülistan Ne can kalır, ne de canan Varlık dağı harap olur Solar rengi…

Toprak

TOPRAK Siz toprağı sever misiniz? Herkesin tükürdüğü, pislediği Üstüne bastığı Düşünmediği. Toprak olmak nasıldır Bilirmisiniz? Bilirmisiniz susuzluktan çatlamayı Buzdan donmayı Bazen sularda boğulmayı? Çok arada sırada Bir bahar gününde Çiselemesinden sonra yağmurun Biraz mutluluk rahatlık içinde Toprak toprak kokmayı? Bir hızlı rüzgarla savrulmayı Ölüleri içinde Dirileri üstünde barındırmayı Çamur olmayı Toz olmayı Hiç bildiniz mi?…