Arif

 
RENGİN SAKAOĞLU-25 KASIM 2015 ÇARŞAMBA  

Tamamlanmamış, bilince ulaşmamış enerji alanlarımız var. Bunu fark eden bir bilince arif deniyor. Kişi noksanını bilmek gibi irfan olmaz derler. İrfaniyet ariflik demektir. Yani henüz bilinç alanına ulaşamamış düşünce ve his kalıplarımız var. Bunlar tamamlanana yani bilince ulaşıp tamam hissi gelene kadar bizi sanki dürterler, rahatsız ederler, tehdit ederler, huzurdan çıkarırlar. Aslında onlar sadece bilinç ışığına ihtiyacı olan duygu ve düşünce kalıplarımız. Tabii biz bunları fark edip frekanslarını değiştirip esnetene kadar sinyal verip bizi zorlarlar. Bu kalıpların, düşünce ve duyguların bilince değişim ve dönüşümlerinin ilk adımı onların, oldukları hal ve boyutta kayıtsız şartsız kabulleri ile başlar. Kabul noktasında kabil ve kıble ortaya çıkar. Her durumun kabul noktası bize kabil ve kıbledeki gizemleri işaret eder. Bunun çoğunlukla algılandığı gibi edilgenlik ve eziklikle bir ilgisi yoktur. O noktada peygamberimizin dediği gibi ‘mutu kable ente mutu’ yani kabul noktasında, toprakta yani vücut ülkesinde ölmek yani o durumu Mümit isminin sırrıyle değişime tabi tutmak gerekir. Azrail’in kelime manası değişimdir.