Bir şey diyorum,
Pes diyorum.
Kuran okumanın kendini, kâinatı, bir insanı, bir kişiyi, okumak olduğunu fark etmeye, zevk etmeye gayret ettik ediyoruz.
Gördüklerimizi manalarına taşımak, fark etmek, edebilmek, yani daim Hızır’ın hazır olduğunu keşf etmek, yani tüm bilişin hazır olduğunu, kainat kitabının var olduğunu, zaman zaman her zerrenin Hızır olabildiğini görmek de var tabi.
Bütün bunlar olurken Kuran-ı Kerim’in bu kadar uydurmacalarla doldurulabilinmesine pes, bu kadar kişinin bu kadar görmezden gelmesine pes diyorum. Bilinç olsun, illa şuur fark edilsin demiyorum, meallerde bu derece olmayanı var göstermek çabasına vay vay vay diyorum. Kuran’da böyle şöyle yazıyor, dinimiz böyle söylüyor diyenlere, bu ezberlenen kalıplara itibarı artık terk edelim, inanç kalıplarını terk edip gerçek imanı bulsak ve kainat kitabını, kendi kitabımızı, gerçek Kuran’ı okumaya başlasak diyorum.
Havva yazmıyor Havva diyorsun, deve yazmıyor deve diyorsun, Züleyha yazmıyor Züleyha diyorsun, baş örtüsü yazmıyor baş örtüsü diyorsun. Nedense hep kadın cinsiyetinden yürüyorsun. Bize fark etmez amma bayağı yanlış yapıyorsun. Olana razıyız tabi, sen olmayanı söylüyorsun. Bir de bunları Kuran’a, Hz. Peygambere mâl ediyorsun.
Bunları zaten görüyorduk, biliyorduk ve de fark hem de zevk ediyorduk da bir damla geldi bir şeyi taşırdı, bizim nefsimiz için değil hakikatin kendisi için.
Rengin SAKAOĞLU – 6 Haziran 2018